12 Ekim 2017 Perşembe

Yok Artık, Rio de Jenerio


Her ne kadar biz gelmeden hemen önce 2 çete arasındaki uyuşturucu kavgasına Polis de katılınca büyüyüp tam 5 saat süren sıcak çatışma haberi tüm televizyonlarda yayınlansa da Rio’nun tehlikesinin biraz abartıldığını düşünüyorum. Belki de bu işin altında işsiz kalmak istemeyen tur rehberleri vardır bilemiyorum ama bildiğim ve gördüğüm şey şu ki usturuplu bir turist olarak belli başlı yerlerde gönül rahatlığı ile gezilebilen, koyları, gölleri, adacıkları, tepecikleri, plajları ile coğrafya harikası ve oldukça rahat, gevşek 12 ay tatil modunda bir kent Rio. Ve genelde iç hatların indiği şehrin hemen içindeki Santos Dumont havalimanında, uçaktan iner inmez alıyorsun okyanus kokusunu, tatil kokusunu...


Dünyanın en tehlikeli 40 şehrinden 20 si Brezilya’da ve fakat bunların arasında Rio yok ama sanırım bir İstanbul çocuğuna da,  arka sokaklara, meşhur “favelalara” ( gecekondu mahallerine) girmemek, sallaya sallaya çanta taşımamak, telefonu, cüzdanı masanın üstünde bırakmamak, gözleri 4 açıp biraz uyanık olmak lazım geldiğini de söylemeye de gerek yok !


Meşhur, Coppa Cabana ve Ipanema plajlarında, ki bunlar gibi onlarca plaj var civarda, hayat sürekli bir tatil köyü animatör ekibi eşliğinde geçiyor sanki. Benim gördüğüm belli başlı etkinlikler şunlardı : Masaj, Kişisel ya da toplu yoga, fitness, crossfit, vucüt geliştirme vb özel dersleri, Profesyonel futbol, voleybol, hentbol, antrenmanı, amatör plaj tenisi ve ayak tenisi özel dersi, paddle board ve surf kiralama ve özel dersi, hazır kokteyl ve karides servisi, yerinde mangal hizmeti ya da ev yapımı buzlu çay servisi ( ben bunu denedim süperdi ) manikür, pedikür, kadın kuaförü, dövmeci vb…



Bir de tabi biz aslında sigara içiliyor mu manasında, “smoking ?” diye sorunca kafedeki garsonun “ofcourse we have kokain, joint, marijuana every smoke we have yes yes” cevabından anladığımız son derece yaygın bir uyuşturucu servisi …


Ayrıca belirtmeliyim, ben hayatımda hiç bu kadar koşan ve bisiklete binen insanı ve bu kadar çok selüliti bir arada görmedim. İkisinin bir arada olmasının sebebi sanırım biraz genetik biraz da aşırı yağlı ve tuzlu beslenme… Mönülerin yarısından çoğu kızartma ve tamamı aşırı tuzlu … Churrasco meselesini Belo Horizonte’de detaylı irdelemiştik burada da aynen geçerli. Burada bizim tercihimiz bir zincir olmuş ve başta ABD olmak üzere çok sayıda şubesi olan oldukça başarılı bir işletme olan “Fago de Chao” oldu, gayet de memnun kaldık …


Çok tavsiye edildiği halde ben Kesme Şeker Dağına (Sugar Loft)  teleferikle çıkma aktivitesini yapamadım ama tabi ki Kurtarıcı İsa (Corcovado) heykeline çıktım, hayretler içinde. Çünkü devasa heykel, dünyanın en büyük şehir ormanı olan Tijuca Milli Parkındaki 710 metrelik granit tepenin üstüne, 1931 yılında yapılmış. Oldukça uzun bir yoldan önce tramvay ( ya da araba ) sonra da özel minibüslerle, şehrin göbeğindeki balta girmemiş ormanın içinden geçerken maymunlar da hayretler içinde bize bakıyordu... 


Yukarıda kalabalığı aşabilirseniz, çok güzel fotoğraflar çekebilirsiniz ama tabi bizim gibi öğleden sonra değil sabah erkenden gidip güneşi doğru açıda yakalarsanız … Hem dönüş kalabalığına takılmadan hemen aşağıda yeni popülerleşen Santa Teresa bölgesinde, sarı tramvaya binip, ilginç dükkanlara göz atıp, keyifli bir öğle yemeği ya da kahve molası da verebilirsiniz … 


Eşi Bert’in  görevi nedeniyle Rio’ya yeni taşınan arkadaşım Pelin’i de buraya kadar gelmişken aramamak olmazdı, onunla da Dünya'nın öteki ucunda buluşup birer “caipirinia” içmek bana tekrar anımsattı Dünya'nın aslında ne kadar küçük, muhabbetin değerinin ne kadar büyük olduğunu

Kural : Sen de muhabbetin değerinin ne kadar büyük olduğunu unutma … 

Hiç yorum yok: