27 Mayıs 2015 Çarşamba

Hem İyi, Hem Kötü Haber : Niagara Buz Tuttu...


Toronto seyahatimize çıkmadan 1 hafta önce okuduk gazetelerde, Niagara Şelalesi 50 yıl sonra ilk kez donmuştu (http://www.pressmedya.com/amerika/19829/niagara-selaleleri-buz-tuttu) iyi haber; müthiş bir tecrübe donmuş bir şelale görmek, kötü haber; şelale donmuşsa biz de donacağız demektir…


Gerçekten de çok soğuk ama keyifliydi Toronto. Toronto’dan kiralık araçla yaklaşık 2 saatlik çok rahat bir yolculuğun ardından Niagara Şelalelerine gelince hissettik asıl soğuğu. Ben, berem olduğu halde kafamın üşüğünü çok net hissediyordum.


Niagara Şelaleleri, 3 şelaleden oluşuyor iki tane küçük : “Amerikan” ve “Bridal Veils Şelaleri” ki hala büyük oranda donuklardı. bir tane de büyük “At Nalı” şelalesi ise daha yeni çözülmüştü.  Gerçekten çok ilginç bir görüntüydü, suyun gücünü ve sabrını bir kez daha hayranlıkla gördük…( Konumuzla alakası yok ama şu özlü sözü de çok severim : Taşı delen suyun gücü değil, sabrıdır...)

( Fotoğrafın, köprünün sol tarafı Kanada, sağ tarafı ABD )

Niagara ilginç bir şekilde tam ABD - Kanada sınırında yer alıyor ve her iki ülkenin de “Niagara Falls” adlı şehirleri ve gözlem parkları var. Ne şelaleler,  ne de su iki komşu ülke arasında bir sorun yaratmıyor. (Orta Doğu’da olsa her yıl başka bir savaş çıkardı)   


Bu arada şu da ilginçtir ki; şelaleler yaklaşık 10.000 yıl önce Kuzey Kutbundan gelen buz kütlelerinin yol açtığı çöküntülermiş... Coğrafya bilgilerini bir tarafa bırakırsak, Annem böyle durumlar için "ne oldu gördün de boyun mu uzadı" der bazen haklı da çıkar, büyük merakla gittiğin yer fiyaskodur, pazarlama harikasıdır ama Niagara Şelaleleri, boyunu uzatmasa bile ölmeden önce görülmesi gereken yerlerden biridir. Yazın şelalerin döküldüğü yerde tekne turu da yapılabiliyor ve civarda da çok güzel etkinlikler, restoranlar, oteller mevcut. Benden söylemesi ... 



Kural : O özlü sözü tekrarlayayım : Taşı delen suyun gücü değil, sabrıdır. Sabırlı ol .

25 Mayıs 2015 Pazartesi

Buz gibi, Mis gibi Toronto


Neredeyse 20 yıl önceydi, gençler arası değişim programı ile Kanada’ya geldiğimde yıl 1995'ti ( bu kampı da bir ara yazmalıyım aslında ) günübirlik Toronto’ya gelmiştik, ben hayran kalmıştım ama bir günde hiçbir yerini gezememiştik, kursağımda kalmıştı, birçok seyahatte dediğim gibi burada da “bir gün mutlaka yeniden geleceğim” demiştim; o bir gün 2015’e kısmetmiş.


Dünyanın en büyük madencilik etkinliklerinden birini neden buz gibi Mart ayının başında yaptıklarını anlayamadan, hastalıktan yeni kalkmış bir şekilde, dereceler -14 ü gösterirken Toronto’ya geldik…  (Soğuktan köpeklerin bile bot giydiğini ilk kez burada gördüm, yoksa hijyenden mi giyiyorlar acaba? )


Toronto, Kanada’nın muhtemelen en yumuşak iklimli, dolayısıyla da en çok kültürlü ( bir rivayete göre 140 dil konuşuluyormuş ) en popüler şehri. Bir kısmı doğal bir kısmı yapay, adacıklar ve mendireklerle bir iç limanı olan, tabi ki marinası tekneleri olan ( Türkiye’nin aksine o kadar soğuk iklim o kadar az sahil imkanları oldukları halde !.. ) medeni insan ihtiyaçlarının tamamı çok iyi düşünülmüş ve planlanmış, bir lego şehri gibi, harika bir kent.














Dünyanın suç oranı en düşük kozmopolit şehri, bir çok Hollywood filminde de New York, Şikago, Detroit ve benzeri kirli Amerikan şehrine dublörlük yapmış…



O soğuğa rağmen sokaklar cıvıl, cıvıl, sahilde koşu yapanlar, bisiklete binenler, herkes güler yüzlü, konuşkan, şakacı… Ve en önemlisi, benim en çok özlem duyduğum, tanıdık tanımadık herkes selamlaşıyor…


Kanada doları  sayesinde hayat biraz daha ucuz, deniz mahsulleri, et yemekleri çok zengin ve başarılı. Birçok şubesi olan meşhur www.kegsteakhouse.com  “keg mansion” u şiddetle tavsiye ederim. Türk kafası ile Kuzey Amerika biraz da alışveriş demek olduğu için, güzel bir outlet alışveriş merkezi de var Niagara yolu üzerinde. Niagara da ayrı bir hikaye…
  
 ( Sol tarafta donmuş marina içinde mahsur kalan tekneler görünüyor )

Bir çok bina yer altından birbirine bağlı, soğukta hiç dışarı çıkmadan istediğin yere gidebilirsin, bize göre el kadar bir şehir (2,5 milyon nufüs )  ama müthiş bir metro ağı,  ve Dünyanın yaşanılacak en iyi şehirleri arasında her zaman ilk 20 de (http://www.milliyet.com.tr/fotogaleri/38125-yasam-dunyanin-yasanilacak-en-iyi-sehirleri/16) Dönüş uçağım kar fırtınası yüzünden iptal olup, havaalanında mahsur kalınca, insan pek böyle düşünmüyor ama sonra sakin kafayla düşününce gerçekten çok güzel bir şehir Toronto ve sıcak bir zamanında “mutlaka yeniden geleceğim” buraya…     


Maalesef ticari olarak Madencilik fuarımız “PDAC” tam fiyaskoydu, çok kötü geçti; dar vakit ve soğuk hava yüzünden çok gezemedik de ama çok eğlenceli bir arkadaş grubumuz vardı, her saniyesinden, her santimetrekaresinden çok keyif aldık…



Kural : Kötü seyahat diye bir şey yoktur, Kötü seyahat arkadaşı diye bir şey vardır...  Sadece seyahatlerinde değil her anlamda yola kiminle çıktığına dikkat et, arkadaş vardır seni yarı yolda bırakır, arkadaş vardır seni sırtında taşır…