5 Mart 2010 Cuma

Botsvana yolları taştan ...


Botswana da Türk Vatandaşlarından vize isteyenlerden, ama Türkiye’de konsolosluğu yok … İngiltere Konsolosluğu vize veriyor ( nedense ?) o da 2 haftada …
Tabi buna vakit olmadığı için ben de Johannesburg’a geldiğimde buradaki konsolosluktan vize alıyorum.


Ve Kanada, Ontario’da bi buz hokeyi salonunun tuvaletinde : “Burada da görevdeyim, Tosun” yazısını gördüğümde şaşırdığım kadar şaşırıyorum , Johannesburg, Botswana Konsolosluğu vize kuyruğunda bir Türk’le karşılaştığıma …
Hatta sonra kocasının FİFA da çalıştığını, Dünya Kupası hazırlıkları için 10 aydır, bir buçuk, üç ve beş yaşındaki 3 çocuğuyla birlikte burada yaşadıklarını, buradan önce İsviçre'de yaşadıklarını, kupa bittikten sonra da FİFA onları nereye gönderirse oraya taşınacaklarını öğrenince daha da şaşırıyorum…

Ne insanlar, ne hayatlar var ya ?..

Botswana’nın bile bizden vize istemesi mevzuna ise hiç girmeyelim … İşim olmasa asla gitmem, işim olmaz !..


Meşhur De Beers’in, Jwaneng’teki elmas madenine gidiyorum, zira kendisi bir nevi tekel aslında, kendi buluyor, kendi çıkarıyor, kendi işliyor, kendi satıyor … Satan çok var ama üreten çok az ! Biz de onların makinelerine zincir satıyoruz ama kaba bir hesapla bizim 2 ton zincire karşı onlardan 2 karat pırlanta alamıyoruz ya neyse …


Gerçi ben buraya kadar gelmişken, “şöyle bir iki avuç alırım, eşe, dosta, blog okurlarına filan dağıtırım artık” diyordum ama sonra içeri girmeden önce tabi tutulduğumuz 1 buçuk saatlik güvenlik eğitiminde öğreniyoruz ki; hem işlenmemiş pırlanta taşımak, uyuşturucu taşımaktan daha büyük bir suç, hem de zaten çıkarken ayakkabılarımızın altındaki çamurları bile arıyorlarmış, ne olur ne olmaz ….

Yine de eğer yolda yürürken elmas bulursan yönetime teslim ediyorsun, değeri ölçüsünde hediye veriyorlarmış, rivayete göre de bulan oluyormuş arada sırada ama ben tozdan ve çamurdan başka bir şey göremedim !


Bizim işyerlerinde, madenlerde; masa tenisi, voleyol, futbol, basketbol sahası falan olur burada birkaç yüz hektar “game reserve” var içerde gergedan, fil, zürafa, çita falan var… Safari ve av, maden personeline ve ziyaretçilerine açık, ücretsiz …


Diğer Afrika ülkelerine göre son derece yeşil, temiz ve zengin Botsvana, elmas madenleri sayesinde herhalde, hoş hepsini yabancılar işletiyor ya neyse… Sarı humma aşısı ve sıtma ilacına da hiç gerek yokmuş, gelmeden önce aşı olarak, boşuna virüs aldım …

Maden sahasında, makinelerden sorumlu Klaas, yardımcısı Soli, Albert ve Ben toplantı halindeyken camdan dışarı gözüm kayıyor bir bakıyorum kocaman bir babun, bize pis pis sırıtarak, çöpleri karıştırıyor… Allah günah yazmasın, Klaas da aynı Babuna benziyor, gülmemek için kendimi zor tutuyorum…


Kural 13 : Hemen İngilizce öğren, çok iyi öğren, çok iyi konuş, çok konuş, herkesle konuş, selamlaş, şakalaş, sor, anlat, dinle... Seni bilmem ama bence gezmenin en keyifli yanı, acayip acayip insanlarla tanışmak, konuşmak, paylaşmak ...

3 yorum:

fotograf penceresinden dedi ki...

sokak hikayelerin sayesinde bir çok şey öğrenmiş oluyorum keyifle okudum

artistangora dedi ki...

"Do not feed the baboons" levhasinin hemen yaninda dolar isareti gibi bisey var. cok komik gozukuyor. babunlara yedirme, icirme, para verme der gibi :)

Sokak Çocuğu dedi ki...

Teşekkür ederim ben de yazarak öğrendiklerimi unutmamış oluyorum aslında...

O dolar işareti benim de dikkatimi çekti, o yüzden aldım kadraja... "Bekleme yapılmaz" demkmiş "No Stop" yani ...