1995 yılında gittiğim gençlik kampında Kanada için düşündüğüm burada da aklıma geldi; Orta çağ karanlığı, cadı avı, veba, kolera vs derken iyice boka batan Avrupa’lıların aralarından uyanık olanları tası tarağı toplamış, sessiz, sakin, verimli, zengin, geniş, sıfırdan istedikleri gibi kurabilecekleri topraklara, Kuzey Amerika’ya, hatta daha da uzağa Avusturalya’ya, Güney Afrika’ya “taşınmışlar”
Tabi toprak sıfır kilometre olunca, daha doğrusu yerliler tarafından az ve temiz kullanılmış olunca toprakları, istedikleri gibi düzenlemek, ekmek, biçmek, şehirler, fabrikalar kurmak daha kolay ve daha düzenli olmuş.
Hava asla çok soğuk ya da çok sıcak olmuyor, yazın en kavurucu sıcaklarında bile mesela geçen hafta 23 Ocakta inanılmaz bir tropik yağmur yağmış saatlerce… Tabiatıyla her yer yemyeşil, hatta rengarenk çiçekler, kuşlar, böcekler...
Doğru, beyaz adam, yerlileri kesmiş ama doğayı korumuş, Allah var…
Ve medeniyeti getirmişler buraya, sürekli gülümseyen, tanıdık tanımadık herkesle selamlaşan, hatta muhabbet eden, güler yüzlü, bomboş yolda bile “dur” ve “yol ver” işaretinde duran adam gibi insanlar sayesinde daha da güzelleşmiş memleket …
Kural : Konumuzla bir alakası yok ama, gerçekten isteyince her şey olur, unutma! İste, hayal et, dua et, sabret...